Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘YusUf İle ZüleYha’ Category

YUSUF OLMAK

Yusuf olmak zor çok zor…

Yusuf’san önce sevmekle başlayacaksın çileye…

Öyle bir seveceksin ki; şüphe olmayacak içinde. Öyle saf, öyle temiz olacak işte.

En yakınların kesecek başını… En yakınların itecek seni karanlıklara…

En yakınların yakacak her zerreni. Ve sen güzel görecek, güzel bakacaksın her şeye…

Dedim ya; Yusuf olmak zor çok zor Bu dünya perdesinde Yusuf olmayı seçtiysen, önce dar kapılardan geçeceksin…

Dört duvara dokunacaksın, her köşe başında bir kuyu olacak sen girecek – sen çıkacaksın.

Her çıkış bir başlangıç, her düşüş bir devrin bitişi olacak. Ve O’ndan başka kimseyi imdada çağırmayacaksın.

Zindanların yakın edecek bütün yaratılmışı… Dağlar yoldaşın, taşlar arkadaşın, kuyular sırdaşın olacak. Ö

nce sıla yakacak içini… Sonra adı hasret olan tüm özlemler gelecek peşinden… Sabırla başlayacak dünya sürgünün.

Yusuf olmak zor çok zor…“Nurunda hoş, narında” diyeceksin. Tüm ateşleri gül diye tutacaksın.

Kor önce avucunu, sonra yüreğini yakacak, susacak susacaksın “ Ah” demeyi bile çok göreceksin diline.

Şikâyet kapılara gelip gelip gidecek eski yerine.. Sevmenin ne zor olduğunu elbet anlayacaksın.

Yusuf olmak zor çok zor… Köle olup önce pazarlarda satılacaksın… Saraylara ayağında kelepçeyle gireceksin.

Toprak değecek tenine, rüzgâr savuracak tanelerini gözlerine Kimse inanmazken sana, yitirmeyeceksin hiç ümidi.

Hamken yanacak, yandıkça pişeceksin, “Elhamdülillah” kemerini kuşanacaksın, Çileden geçmeden gidilmez hiçbir yere..

Çekecek çekecek hep pişeceksin… İmtihanı öyle kolay olmayacak aşk yolunun Her adımda bir kez daha bileneceksin.

Yusuf olmak zor çok zor… Her yanışında anlayacak; Yusuf olmak zor diyeceksin.

Sonra aşkın ne zehir olduğunu tadacaksın, Kılıçtan keskinliğini, nankörlüğünü, acizliğini Yolun zindanlara düşecek, edep perdesinin ardında bekleyeceksin.

Beyaza değen siyah temizlenene kadar sürecek bekleyişin. Öyle kolay olmayacak siyahtan arınmak,

Yani seneler sürecek bekleyişin. Kapılara asılacak Yusuf gömleğin, Bakıp bakıp, eğeceksin başını Ama mahcubiyetten değil, yine edepten olacak sakınışın. Ne zamanki sebepler kapısını kapatıp tümden,

Dönünce yüzünü Rahmana bir haber gelecek gaybtan: “Yusuf tertemizdir günahtan” Sultanlığın yolu zindandan geçecek bileceksin…

Dedim ya; Yusuf olmak zor çok zor..

Yusufken sultan olmakta zor Hele Yusuf’un Yakup’u olmak, işte o hepsinden zor…

ALINTI

Read Full Post »

Nefsin elinden kaçarken yırtılmaktır AŞK…
Ve tadını en iyi Yusuf’un gömleği bilir….

Neslihan Nur Türk

Read Full Post »

“Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.”
A’raf, 176Söz Başı
Bismihû.Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla.
Önce söz vardı, hayat sonradan geldi.
Önce çile vardı ihsan arkadan geldi.
Önce iştiyak, arkadan sebat geldi.

Sözün yaratılışı Züleyha’nın yaradılışından evveldi. Âdam, ki ona bütün isimler öğretildi. Yûsuf’un kaderi Züleyha’ya tecelli. Züleyha’nın kaderi Yûsuf’a tecelli. Kuyu. Zindan. Kuyu. Zindan. Önce çile arkadan ihsan. Züleyha vazgeçti mi maşukundan?

Mülk gibi söz de, ne senin ne benim.
Cümle gibi aşk da ne senin ne benim.

Söz de,
aşk da,
ne benim ne senin.
Bir yaz sabahına doğan ve su değdiğinde kokusunu salan kırmızı sardunya,
ağustos göklerinde başımın üzerinden geçen bulut,
mayıs gülü,
ışıklı nisan yağmuru
ne kadar Allah’tansa,
mülk gibi söz de ve aşk da
O’ndan.
“Sen” tahtına yazıcı kimi oturtsan da,
beşerî bir sevgili ya da cismanî bir aşk gibi görünen,
hiçbir yol O’ndan özgeye çıkmıyor aslında, “gönül tahtına O’ndan özge sultan” olmuyor.
Değil mi ki her şey O’ndan,
gidecek yer yok O’ndan başka. Gelinen yer yok O’ndan başka.

İnsan o ki, O’ndan başkasını sevemez sevginin mahiyeti icrabı, O’ndan başkasını bilemez bilginin mahiyeti icabı.
Işık ki tek kaynaktan dağılır, ışığı yakın olan aydınlık, uzakta kalan karanlıktır. Her şeyin O’ndan olması, ve ışığın tek kaynaktan dağılıyor olması O’ndan başkasının bilinme ve sevilme ihtimalini tümden yok eder.
Kimi zaman sevdiğimizin ne olduğunu bilmeden severiz. Ve insan henüz neyi sevdiğini bilmediği böyle zamanlarda O’ndan başkasını sevdiğini zannedebilir :

Bir çiçeği, bir kuşu,
denizi, yağmuru,
gökyüzünü, yazıyı,
yazıyı yazanı, kalemi tutanı,
bir yaratılmışı hasılı.
Söz gelimi Leylâ Mecnun’u, Şirin Ferhâd’ı, Züleyha Yûsuf’u sevdiğini zannedebilir.
Oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.
Çünkü ışığın kaynağı tektir ve kim aydınlığının kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?
Her aşk O’na çıkar sonunda, O’ndan başkasını sevmek imkânsız gibidir. Seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir, bilmese de bu böyledir.
Bu yüzden değil mi ki kendini kaybetmek gibi görünen aşk, aslında kendini bilmek. İstese de insan O’ndan özgeyi sevme şansı yok. Şans sözcüğü yok lügatlerde bundan böyle. O’ndan özgeyi sevme ihtimali yok. Ve neyi sevdiğini bilenle bilmeyen arasındaki fark sadece bilmenin bilincinden ibaret.
Küçük bir biliş farkı.
Mülk gibi aşk da Allah’tan.
Ruhun da O, kalbin de O, aklın da O.
Tenin de O, canın da O, cismin de O.
Ve aradan perdeleri kaldırarak O’nu bilmek olarak tanımlanan şey, bu seyr ü sefer, sadece O’nu bilmeyi bilmenin sancısından ibaret.

Sevginin yanılgısı yok. Yanlış olan neyi sevdiğini bilmemek ve yolu yanlış çizmek. Hangi kaynaktan geldiğini suyun, hangi dağın üstünden döküldüğünü aydınlığın, bilmemek. Bilmemek yanlış kılar sevgiyi.
Züleyha ki Yûsuf’u sevdi. İbtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi. Sonra aşkın kaynağını bildi, Yûsuf’u değil, Yûsuf’ta tecellâ eden nuru sevdiğini fark etti. Yûsuf da, ki rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız ona secde etmişti, bir kuyuya atılmış ve kendisine zindanda rüya yorumu verilmişti, önce aşkın kaynağını bildi sonra nurun Züleyha sûretinde tecellâ ettiğini fark etti. Biri sûretten nura yükselirken diğeri nurun sûrette tecellâ ettiğini idrak etti.
İşte bütün hikâye: Kim düştü kuyuya, Yûsuf mu, Yakub mu, Züleyha mı? Zindan kimin kader, Yûsuf’un mu, Yakub’un mu, yoksa Züleyha’nın mı? Yûsuf, Yakub ve Züleyha yok aslında. Hepsi bir, hepsi O bir, hepsi tek bir.
Söylenmemiş Mesnevi kalmadı yer yüzünde. Her Yûsuf u Züleyha,bir öncekinin hem aynı hem başkası. Bu nasıl mazmun diyor ya, kalbi dipsiz derinliklerde çoğalan Fuzuli, Farsça Divan’ının önsözünde, yani ki Mukaddime’sinde. Hiç kullanılmamış, diye kaldırıp atıyor ya bir imgeyi uykusuz kaldığı gecelerin sabaha değdiği yerde. Sonra aynı gecelerin aynı sabahlara değdiği yerde, bu kez, bu nasıl mazmun, diye yırtıyor ya kullanılmış olan bir başka mazmunu. Hem bilinen hem bilinmeyen, hem kullanılmış bir imge hem kullanılmamış bir imge; böyle olmalı ki sözün hükmü tam olsun. Eski zincire bağlanan bir halka, ama yeni, böyle olsun ki zincir kuvvetli olsun.
HerYûsuf u Züleyhabir öncekinin hem aynı hem başkası. Bu da öyle. Ayna aynı, kitap farklı.

Şiir :
Bu kez birkaç kitap
yine aynı ayna
ve birkaç ruh
hepsinin içinde mevcûd
züleyha’nın acısı acının Züleyha’sı
(Ayşegül Köse)

Read Full Post »

Bir çok razılık bir çok başlangıç, bir çok aşma bir çok aşkınlık. Versede vermesede Rabbinden razılığın sırrına vakıf olan hakikat-i Züleyha’ya Bismillah!
Uyandın, seni perdeler ötesinden hakikate doğuran aşka Bismillah!
Yusuf’u kuyunun karanlığından ve önlün gecesinden geçiripde Züleyha’ya getiren kervana Bismillah!
Züleyha’nın ateş bahçelerini İbrahim’in gülşenine çeviren yangına,yakılan ve yanan trende uyanan ruha Bismillah!
KuyuyaBismillah! Zindana Bismillah!
Karanlıktan aydınlığa çıkaran duaya,hüzün ile semaya ağan ruha Bismillah!
Ey kalbin üzerinde titreyen hüzün ! AcıyaBismillah! Ateşe Bismillah!
Gözyaşına Bismillah!
Ne olursa kalpte olur,ey kalbi kırıklarla beraber olan Allah’ım!
Yolunda yürümek için ben kuluna lütfettiğin,ikbalim olan yol arkadaşıma Bismillah!
Mesnevi bahçelerinin diretmiş dildarı merhaba!
Mana aleminden kağıda düşen kelama Bismillah!
Kaleme inşirah veren nu’na Bismillah!
Nun’un nakşı bir ah’a Bismillah!
Bir ah çekip de derundan kalbimde buluverdiğim
Gül-i siyaha Bismillah!
Nazan Bekiroğlu

Read Full Post »

YUSUFUN RÜYASI

Güzeller güzelli Yusuf  çölün koynuna uzanmış olan Kenan şehrinde yaşamaktadır. Bir  Vakit tam sabah üzeri  rüyalarda uyku uyanıklığın gezindiği bol yıldızlı saatlerden birinde Yusuf rüyasında  rüyası Yusuf taydı  Yusufun rüyasında güneş  ay ve onbir yıldız vardır  Önce onbir yıldız teker teker gelip Yusuf un tam arkasına dururlar  Sonra ay gelir  Yusuf un güzelliğinin de kendine zararı vardı. Ama sadece ilk anda  çünkü Yusuf dar zamanlar için değil geniş Zamanlar ve uzun yollar için yaratılmıştı

O nun güzellik şöhretini duyan bedevilerden biri bir gün çöller aşıp seraplara kanmadan  vahalarda duraklayıp, hiç yolundan sapmadan Kenan a Yusuf u görmeye gelir  Yusuf un bir gülümsemesi ile içi aydınlanan bedevi  ona  sırtındaki deve tüylü heybeden çıkarttığı aynayı hediye eder

Yakub  diğer oğullarına  Birinizin yerini yeğ tutamam diğerine şu baba yüreğimde  dese de Yusuftan gelen ışığa gözlerini kapayamamış ve ona duyduğu muhabbet diğer oğullarına duyduğundan daha fazla olmuştur

Bu durumun farkında olan diğer oğullar  bir gün  Yusufu kıra götürmek için Yakubdan izin isterler Yakub tedirginlik duymasına rağmen gene de onlara izin verir. Kardeşleri  Yusufu kıra götürüp bir kuyuya atarlar  Eve döndüklerinde ise Yakuba Yusufu bir kurdun yediğini söylerler  Yakub oğullarının bu söylediğine inanmamıştır  fakat  yapacak fazla bir şey yoktur

Yazar  bu bölümün sonunda  kurdu  kuyuyu ve aynayı konuşturur  Yusufun kardeşlerinin Yakuba  Yusuf u kurt yedi  demeleri kurdu endişelendirir  Zira bundan böyle herkes Yusuf’u kurt yedi  diye bilecektir

Kurt suçsuz olduğunu insanlara nasıl duyurabilirdi? Sözün bu kısmına gelince kurdun  nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı  Gri tüylerle kaplı göğsü  ön ayakları ıslandı

Kurdun alnına öyle bir leke sürülmüştü ki kurt bu lekeyi nasıl yıkayacaktı? Kıyametin kopacağı güne değin tüm torunlarına geçecekti bu leke

Kurdun Tanrıdan tek muradı vardı  onu bu ayıpla yaşatmamasıydı

Rabbim ne güzelsin  dedi kuyu  derin gözleri semada

Yusuf gibi bir güzeli karanlığında tam üç gün üç gece konuk etmişti  Aydınlığıyla aydınlanmıştı karanlıkları ve kokusuyla sağalmıştı bütün gizli saklı yaraları  Yusufu kucakladı  Rabbinin ona verdiği izinle ve emirle okşadı  hiç yormadan  ürkütmeden ve korkurtmadan

ZÜLEYHANIN RÜYASI

Üçüncü bölüm  Züleyhanın Rüyası  Yazar bu bölümün başında Züleyhayı tasvir eder Züleyha Mısırın en zengin  en soylu saraylarının birinde  Annesinin bir tanesi  babasının güzeli Mısırın en güzeli

Su damlası  lotus dalı Züleyha  Gönüllerin emeli  Züleyha çöl çiçeği  Mısırın parlak seheri Kaç gönle tuğ diken genç ece

Kaç ülkenin hakanı olup da henüz düşmemiş kale  ele geçmeyen ülke  fethedilmeyen şehir Adı Hintten Yemene uzayıp giden efsane

Züleyhanın gördüğü rüya  Züleyha nın düştüğü yanılgı  dilenci  Yusufun pazara çıkması Yusufun Züleyhanın yanında büyümesi  Züleyha nın Yusuf tarafından görülmek istenmesi

Mısırlı kadınların Züleyhayı kınaması ve Yusufu görünce ellerini kesmesi Yusufun duası ve gömleğinin yırtılması  sarı gülün yapraklarının ufalanması  Yusufun zindana atılması

Züleyhanın Yüsufa mektup yazmaya başlayıp hitaptan öteye geçememesi  Züleyhanın kendi Tanrısında aradığını bulamayışı  Züleyhanın Yusufun Rabbini bilmesi Züleyhanın ilk duası Züleyhanın gençliğini ve güzelliğini kaybetmesi ve daha sonra kaybettiklerini geri istemesi gibi olaylar hikayenin bu kısmında yer alır

Bu bölümde ayrıca Yusufun gözleri elleri ve alnı için bir kaside yer almaktadır Yusufun gözleri bir derin kuyu   Yusufun gözleri bir gizli bahçe  yağmur yemiş gül vurgunu  bir yasak kent surları kuvvetli  bir iç şehir kapıları kilitli   yağmurdan sonra açan güneş Züleyhaya Yusufun gözleri  güneşten sonra yağan yağmur

Dördüncü bölüm  Firavnın Rüyası  Bu bölümün başında Yusufun zindana götürülmesi anlatılır Kocaman bıyıklı   kocaman elli  kocaman kılıçlı adamlar kapıları açtılar  kapıları kapadılar  Kırk merdivenlerden indirip de karanlığın kuyusuna  Yusufu zindana koydular

Bir mazlum ahı suretinde zindana koyulduğu ilk gece ve ertesi gece ve daha ertesi gece Yusuf hiç uyumadı  Taş zeminde dizlerinin üzerinde öylece oturuyorken ve gözleri aynı noktaya dikili sadece düşünüyorken  Ölümün ölüm öncesindeki kardeşi demek olan uyku Yusuftan uzaktaydı

Zindanda Firavnın ekmekçisiyle şerbetçisi de vardır  Yusuf daha önce gördüğü rüyayı burada da görür  O artık ne için yaratılmış olduğunu ve görevinin ne olduğunu bildi  O bir nebiydi?

Yusufa zindanda yorum ilmi verilir

Read Full Post »

ZÜLEYHANIN GENÇLİĞİNİ GERİ İSTEYİŞİ
Gençliği ve güzelliği kendisini terk ederken bir acı indi Züleyhanın kalbine.Son bir çığlık gerisin geri dönmek istedi.Kadın olanın ilk ölümünü kabullenmesi kolay değildi.Rabbinden mucize diledi.Rabbim dedi bana gençliğimi bana güzelliğimi geri ver
Endam aynalarıyla bölündüğünde yollarım yarım aynalar tutulduğunda yüzüme dökülen o sınırsız ışığı geri ver
Geri ver parlak inci tenimi hilal kavsi kaşlarımı bir ceylanın gözlerinden müstear eşinden başkasına dikilemeyecek gece rengi gözlerimi
Bir meyvenin tazeleğini içmiş ağzımı inci dişlerimi Yanağımda tek gerdanımda çifte benimi
Kınalı topuğumu örten simsiyah saçlarımın gecesini Hindistanın aysız geceleri kadar kara ve büyülü bir büyücünün tezgahındaki misk ve amber karışımları kadar güzel kokulu sırma kadar parlak ve bir yılan kadar kavrayıcı saçlarımın hazinesini Geri ver Rabbim gençliğimi güzelliğimi
Ak göğsümü ince belimi Rabbim dedi Züleyha bana endamımı ver geri Rüzgar estiğinde boynu bükülen gül dalı yıldızlara baş çeken servi ağacı suya eğilen söğüt dalı kıl yeniden beni.
Rabbim dedi Züleyha mucizedir bunu istemek bilirim.Ama mucizen doldurmuş değil mi dört bir yanımı?
Göklerinden kayan bulutlarında mucize var sabit gibi görünüp de yürüyüp duran dağların yatağını doldurup da taşmayan deniz
Direksiz duran çembersiz dönen gökkubbe
Saydam küreler üzerinde birbirine çarpmadan ve harikulade bir nizam içre dönüp duran seyyarelerin mucize
Rabbim dedi Züleyha gökte asılı duran hilalin mucize doğan ay batan ay mucize
Her seher vaktinde ağarması günün her gurup vaktinde dökülmesi geceye.
Kemale çıkması güneşin zeale akması her gün her sabah doğması batması her akşam.
Nilin mevsimine göre taşması ve yüzyıllardır denize doğru akması mucize değil mi? Bana mucizeni ver Bana gençliğimi bana güzelliğimi geri ver
Mısır ülkesine yağıp duran şu yağmurlar her bir yağmur damlasının çölün susuz göğsüne inmesi ve oradan bir daha göklere yükselmesi mucize değil mi?
Nefes alışım mucize yaradılışım mucize bir kan damlasından var edilişim
Ölecek olduğum mucize mucize bir daha dirilecek olduğum
Ölüm mucize öğrendim ölümlüymüşüm
Tekrar doğmamı sağla aşk mucize öğrendim ölümsüzmüşüm.
Bana gençliğimi bana güzelliğimi geri ver
Mucizeyse istediğim isteyebildiğim mucize Rabbim bana mucizeni ver
Mucize değil mi Rabbim şu kalbimdeki?
Rabbim sana görmeden iman edişim mucize değil mi?
Züleyha saatlerce böyle dua etti.
Ağladı. Kalbi yandı Rabbine inancı gibi duasında da samimiydi Üstelik hiçbir dua cevapsız kalmazdı Ama Züleyha’nın duası Rabbi katında kabul bulmadı
Çünkü onun duası sevk edildiği yolculuğun mutabıkı olan bir dua değildi Güzelliğini sureti olarak geri istiyordu

Read Full Post »

ZÜLEYHANIN İLK DUASI

Rabbini bilen Züleyha ilk dua olarak hemen oracıkta Rabbim gözlerimden bu acıyı kim silecek benim

Kim yıkayacak gözlerimin içini Kim yıkayacak acılarla dolan kalbimi

Hemen arkasından da olsun dedi

Rabbim her şeye razıyım

Hepsine razıyım

Yeter ki aşktan azad etme kalbimi

Yeter ki göz yaşlarımın serininde yıka içimi

Göz yaşlarımı ve aşkımı alma onlar bende kalsın.Bedel olsun

Ödül olsun

Bağış olsun

Yoksulluğum zenginliğim olsun

Aşkım yeter muhabbet denizinin kıyıları ne denli sınırsızmış göreyim

Aşkım yeter varlığımın anlamı neymiş çözeyim

Yeter aşkım

yeter ki aşkımın kalbime düştüğü yere kadar yükseleyim

Aşkım yeter tenimin kafesiyle düştüğüm kuyudan aşkımın tüyleriyle yükseleyim

Aşkım yeter tenimin beni hapsettiği zindandan aşkımın kanatlarıyla geçip gideyim

Aşkla var olduğum yerde yine aşkla yok olayım

Rabbim acıya razıyım ama gözyaşım bende kalsın Razıyım yoklukta var olayım

Yitirdikçe bulayım Öldükçe doğayım

Canım çekildikçe aradan saf aşktan ibaret kalayım

Rabbim çıkar aradan takılıp kaldığım tenimi kaldır aradan saf aşkla aramdaki perdeleri

Read Full Post »

Older Posts »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.